Eğitbiraya Hoşgeldiniz

Merhaba !
Eğitim amaçlı sitemizde öğrencilerin,öğretmenlerin veya velilerin yararlanacağı bölümler hazırladık.Hiçbir kaynakta bulamayacağınız biçimde açıklamaları İstiklal Marşımız... Türk Bayrağı'ndaki ay ve yıldızın yorumu...Okullardaki sınırlı imkanlarla hazırlayabileceğiiniz piyeslere,oratoryolara örnekler...Tören kutlama sunumları,konuşmaları...Velileri aydınlatacak"Eyvah Çocuğum Büyüyor!"bölümü;gençlere,öğrencilere bölümü... "Şiir Sever misiniz?Öykülerim,Güzel Sözler"gibi bölümler...Herkesin katılabileceğii çok sesli forum egitbiray'da hizmetinizdedir.Sitemize üye olmak için tek şartımız Türk toplumunun genel ahlak kurallarına aykırı yazılar yazmamaktır.Sitemiz halk Şiirimiz gibi dilden dile söylenerek büyüyecektir.Biz istediğiniz konularda;gücümüz yettiğince faydalı olmaya çalışacağız.
Sevgiyle kalın.


Güncel Köşe Yazıları
Birlikte Düşünmek
UYGARLIKTA, BİLİM Mİ SANAT MI ÖNEMLİDİR?

Sevgili Egitbiraylılar,
Uzun zamandır devam eden okullar arası münazara yarışmalarında; öğrencilerim ve ben, olağanüstü bir koşuşturma yaşadık. Sonunda yarı finalde elendik. Hem de iki puan farkla… Bu da olağandı… Bu yarışmalarda savunduğumuz tezlerden sizlerin de faydalanmanızı istedim. Belki de dünyada hâkim olan bazı görüşlerin doğru olmadığını anlamamız açısından bu konuların tartışılması bize yol gösterici olabilirdi. Son yarışmada “Uygarlığın gelişmesinde sanat mı önemlidir, bilim mi?” konusunu ele aldık. Karşı grup bilimi; biz sanatı savunduk. Ve tahmin ettiğiniz gibi “Bilim önemlidir.” görüşü kazandı. Açıkçası geleneksel düşünmeyi kanıksamış bir toplumdan başka türlü bir sonuç çıkmazdı. Biz toplum olarak ( ki buna öğretmen camiası da dâhil) hep kanıksanmış düşünceyi “doğrusu buymuş gibi” savunuruz. Farklı bir görüş açısı getirecek biçimde düşünmeye ya da farklı olanı dinlemeye tahammül etmeyiz… Bu yazımda savunmamızdan bazı bölümler aktaracağım. Faydalanmanız dileğimle

1. KONUŞMACI
Günümüz dünyasında bilim ve teknoloji akıl almaz bir hızla ilerlemektedir. Sanat ise daima geri planda bırakılmıştır. Bilim bu kadar ilerlediyse, biz uygarlık ve medeniyette çok ilerlemiş olmalıydık değil mi? Uygarlığın neresindeyiz? Soruyorum size. Bakın şimdi bazı rakamlar vereceğim. Lütfen dikkat edin.
Her 1 dakikada 5 yaşın altında 12 çocuk açlıktan hayatını kaybediyor.
800 milyon insan yeterli beslenemiyor ve 2 milyar insan içecek temiz su bulamıyor. Silahlanmaya saatte 100 milyon dolar harcanıyor.
Bir nükleer deniz altının maliyetiyse, 48 milyon insanın temiz su içmesine bedel! “Gelişmiş” bir devlet askeri harcamalarını 10 haftalığına keserse dünyadaki açlık sona erdirilebilir Tek bir uçak gemisine harcanan parayla 400 bin insan bir yıl boyunca sağlıklı beslenebilir. 70 bin ton kimyasal silah depolarda bekliyor. AB ülkeleri 13 milyar doları salt parfüme harcıyor.Her gün 30 bin çocuk önlenebilir hastalıklardan ölüyor. ABD’de suç oranı Türkiye’dekinin on katına eşit. Sadece Londra’daki evsizlerin sayısı 400 bine ulaşmış. Dünyadaki evsizlerin sayısı 100 milyondan fazla… Bu rakamları ya da istatistikleri daha uzatabilirim. Ancak anlaşıldığı üzere görülüyor ki dünya uygarlaşmaktan hızla uzaklaşıyor. Tüm bu haksızlıklara ve adaletsiz dağılıma karşı sadece sanatçılar seslerini yükseltiyor. Bilim dünyayı yöneten bir avuç ülkenin elinde esir. Evet, esir. Tüm bilim adamları ne hikmetse bir iki ülkeye hizmet ediyor. Neden? Çünkü para bu ülkelerde var. Ve aslında bilim bu ülkelerin kölesi durumunda…. Karşı gruptaki arkadaşlar bilimin hizmetlerinden söz edecekler. Peki, bu hizmetlerden kim faydalanıyor? Bir avuç insan değil mi? Neden? Çünkü yazarların, çizerlerin, fotoğrafçıların, şairlerin, ressamların dünyanın gözüne soktuğu bu adaletsizliğin gözler önüne serilmesi birilerinin hoşuna gitmiyor. İnsanlar ekmek parası derdine düşmüş, sanatçıları duymuyor. O zaman soruyorum size UYGARLIĞIN NERESİNDEYİZ?Huh???
Ve 11. asırda bir Türk şairi, Kutadgu Bilig, uygarca sesleniyor. “Bütün iyilikler bilginin faydasınadır. Bilgi ile göğe yol bulunur” İnsanoğlu bilim sayesinde göğe yer bulmuş bulmasına da; iyilikle değil. Kötülükle… Yani aya çıkan beyaz adamın bilgileri kara ırka, sarı ırka bir fayda sağlamamış. Oysa Kutadgu Bilig asırlar öncesinden bize demokrasiyi, insan haklarını, eşit paylaşımı ve uygarlığı öğütlemiştir. Sanatçı her zaman insandan ve uygarlıktan yana olmuştur.
Eflatun ise şöyle seslenmiş bilim adamlarına: Sizin icatlarınız hakikat için değil; gerçeğin benzerliği içindir….
Soruyorum size; evrenin kendisi bir sanat eseri değil midir? Bilim evrende olmayan neyi bulmuş? Oysa sanatçı hayalleri vasıtasıyla görülmeyeni hissetmiş, gerçek sanılanı da yalanlamıştır.
Koca Yu’nus yüzyıllar ötesinden sesleniyor bize…
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

2. KONUŞMACI
Uygarlık, bilimin ve teknolojinin getirdiği bir lüks değildir. Dakik işleyen hızlı trenler, ışıklı vitrinler, tertemiz caddeler, cep telefonları, bilgisayarlar değildir. Uygarlık, bunları kullanan insanların insanlığında gizlidir. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, bugün uygar dediğimiz ülkelerin birçoğu toplu mezarlar açmışlar öldürdüklerini gömmek için.
Uygarlık, acı çeken insanları görebilmekten ve onları mutlu etmekten geçiyor. Sizce Kızılderililer uygar değildi de bilimin ayrıcalıklarından faydalanan beyaz adam mı uygardı? Afrika’dan bir hayvan gibi yakalanıp getirilen köle zenciler uygar olduğu söylenen bir ülkede acılarını müzikle, cazla yani san’at yaparak dile getirmediler mi? Bu uygar ülkenin uygar bilimi niye onların yaralarını hala saramadı?
Bilim adamları atom bombasını buluyor. Vee Japon kâğıt katlama sanatı bir Hiroşimalı çocuğa umut oluyor. Turna kuşları yapıyor kâğıtlardan. Ne kadar çok yaparsa o kadar çabuk iyileşeceğini umuyor. Çünkü o çocuk bu bomba yüzünden kanser oluyor.
Neden bilim ve teknik ilerledikçe insanoğlunun mutsuzluğu artıyor? Neden kar tutkusu arttıkça bilim ilerliyor? Ve neden sanat hep insanoğlunun kaçacağı sığınak oluyor?
Niye siz Türkiye’ye gelen turistleri Mimar Sinan’ın eserlerine, müzelere, bin yıllık antik tiyatrolara götürüyorsunuz. Mesela hastanelere, Tubitak’a,, bilim araştırma kurumlarına götürsenize… Siz yabancı bir ülkeye gittiğinizde o ülkenin uygar olup olmadığını son model arabalarından mı anlarsınız? Ya da diktikleri yüksek binalardan mı? Yoksa insanını mı gözlemlersiniz? Ya da tarihi eserlerini mi gezersiniz? Tarihi eserleri yapanlar sanatçılar değil miydi?
Türkiye gibi, arkeolojik zenginlikleriyle ve müzelerdeki hazineleriyle göz kamaştıran bir ülke, nasıl oluyor da Milli Eğitim politikasında zorunlu sanat ve sanat kültürü ya da sanat tarihi derslerini devre dışı bırakabiliyor? Niye Türkçe dersleri beş saate tıkıştırılmaya çalışılıyor? Bu konularda nasıl oluyor da geriye doğru bir gelişme olabiliyor? Çünkü Türkiye sadece mühendis, doktor, bilim adamı yetiştirence uygar olacağını zannediyor. Çünkü Türkiye uygarlaşmaya önem vermiyor. Sanata önem vermiyor.
Biz önce bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakalayalım, sanata pay ayırmak içinde bulunduğumuz ekonomik darboğazda lükstür ve gereksizdir!
Biz doktor, diş hekimi, eczacı, matematikçi, fizikçi, topçu (futbolcu), manken, vs. olacağız, sanata vakit ayıramayız, sanat, uygarlık ve sanat tarihi de neyin nesi oluyor? Olmasa da olur! Önemli olan mesleğimizde başarılı olmamızdır!
Hadi bu zihniyetle uygar olduğumuzu iddia edelim bakalım. Edelim etmesine de insan olduğumuzu ne zaman hatırlayacağız?
Bir yazarımız yazmış, Amerika’da Bodies adında bir sergi varmış. Ölü insan vücutlarını bilimsel amaçla sergiliyorlarmış. Sergide birçok öğrenci varmış, hocaları geçmiş karşılarına anlatıyor, onlar da yere oturmuş, dinliyorlarmış.
Hamile bir kadın ayakta duruyor, önden kesmişler, içinde bebeği de var...

Dehşete düşüyorsunuz ürküyorsunuz. Korkuyorsunuz. Acıyorsunuz.
Gerçek insan bedenleri…Derileri özel bilimsel bir metotla yüzülmüş insanlar, size bakıyorlar. Bilim o sergiye gidenlere organları ve onları nasıl korumamız gerektiğini anlatıyormuş. Kim bu ölmüş insanlar? Kimlerin vücudu bunlar... Ve neden bunların hepsi sarı ırktan..."
Bedenleri sergilenenler, evsiz Çinlilermiş...
Öldükten sonra, kimse onları arayıp sormuyor..
Akraba yok, eş dost yok...
Haliyle morgdaki cesetlerine sahip çıkan da yok...
Ne kadar uygarca değil mi?


3. KONUŞMACI
Nedir bilim? Somut gerçeğe dayanan deneyler sonucu ortaya çıkan bir uğraşı… Yani bilimin sınırları var. Oysa sanatın sınırı yok, sanatçının sınırı yok… Bilim duyguları ve hayalleri yok sayar. Üretime ve tüketime dönük görev yapar. Yani maddidir. Ama sanat güzel duygular ve hayaller üzerine kurulur. Sizce dünyayı hangisi kurtaracak?
Bilim adamı deyince aklıma hep bir odaya ya da bir yere kapanmış, insandan uzaklaşmış, duygularını köreltmiş sürekli deneyler yapan insan gelir…. Ben bu insan uygar mıdır nasıl bileceğim? Bana uygar olduğunu kanıtlaması için buluşlarını veya bilimsel deneyleri mi anlatacak? Ama ben; bir ressamın resmine baktığımda, bir şairin dizelerini okuduğumda, bir ebruda, bir mimaride uygarlığı görebilirim, hissedebilirim… Mesela siz bana: “ Edison uygar mıydı?” dediğinizde, ben nasıl cevap verebilirim size? Hayatını araştırdım, daha on yaşındayken kendini fizik kitaplarına verdiğini, evlerinin kilerinde bir kimya laboratuarı kurduğunu, hayatını bu laboratuarda geçirdiğini söyleyebilirim. Ama dikkat edin hala uygarlığı konusunda pek bir şey söyleyemiyorum. Çünkü yaşam öyküsü bana bu konuda ipucu vermedi. Elbette Edison uygar bir insan değildi demiyorum. Benim söylediğim, yaptığı işler bilime ve insanlığa büyük yardımları olmuş bile olsa bu insan hakkında uygar olduğunu düşündürtecek şeyler olmadığıdır. Ancaaak, lütfen şu resme bakın… Bunu çeken bir fotoğraf san’atçısı… Adı CHRISTOPHER MORRIS… O bir Amerikalı… Californiya’da doğmuş. Ve bu çektiği fotoğrafta Amerikan askerlerinin bir Iraklıyı nasıl uygarca!!!!!!!! Tutukladığını gösteriyor. Bu ikinci fotoğrafta da Amerikan uçaklarının kendini korumaktan aciz bir ülkede insanların evlerini nasıl başına yıktığını gösteriyor… Düşünebiliyor musunuz? Bir Amerikalı Amerika’nın vahşetini nasıl dünyanın gözüne sokuyor. Dünyada bilimin merkezi sayılan Amerika’nın aslında uygarlıktan ne kadar uzak olduğunu kanıtlıyor. Kim yapıyor bunu? Bir bilim adamı mı? Hayır, bilim adamları ülkelerinin ya da onları parayla satın alan ülkelerin çıkarı için çalışırlarken, silah üretirlerken ya da acımasız ekonomik savaşı kazanmak için sürekli tüketim malları üretirlerken; bu sanat adamı, bu fotoğrafçı böyle fotoğraflar çekiyor… Yani san’atını yapıyor. Ne dersiniz? Bu fotoğrafları çeken ve dünyaya gösteren insan uygar mı değil mi? Fotoğrafçılık san’atı olmasaydı fotoğraf makinesinin uygarlığa ne katkısı olurdu söyler misiniz? Fotoğraf makinesini uygar yapan onu bulan bilim değil, onu kullanan fotoğrafçıdır. Sanattır uygarlığa hizmet eden. Bilim ancak sanatı ve sanatçıyı yanına alırsa UYGARLAŞIR... Sahi sizce uygarlık nedir?


BU BÖLÜMDEN KOPYALAMA YAPACAK KİŞİLERİN, İSMİMİ KULLANMASI VE SİTEMİZİN ADINI VERMESİ ZORUNLUDUR.
HAZIRLAYANLAR: Biray Akçay ve Öğrencileri...


SEVGİLİ EGİTBİRAYLILAR GENEL İSTEK ÜZERİNE SON KONUŞMAYI DA BURAYA ALIYORUM.

Sevgili Dinleyenler, Kıymetli Jüri,
Son konuşmamda insan hayatının mutluluğunu hedef alan uygarlığın öncelikle insanca duyguları hedeflemesi gerektiği üzerinde durmak istiyorum.
Uygarlık insanı mutlu etmeyi amaçlar değil mi?
Mutluluk, insanın içindedir. Peki, insanın içindeki bu gücü ortaya çıkaran nedir?
İnsanın insan olmasından kaynaklanan tüm güzellikleri ortaya çıkaran güç nedir? San’attır sevgili dinleyenler, san’attır… Sanat her zaman güzellikler üretir. Ama bilim bazen çirkinliklerin aracı olur.
Siz mutluluğu bir resimde, bir şiirde, bir mimaride, bir kilimde, bir müzede, bir seramikte, bir müzikte bulmaz mısınız? Uygarlık insanı mutlu etmek için varsa, bilim bu mutluluğun neresindedir? Daha çok insanı öldürmek için yapılan silahlarda mı? Genetik kopyalamada mı? Önce varlığıyla insanları kanser yapan sonra da onları tıpkı bir fare gibi deneylere maruz bırakan teknolojik acımasızlıkta mı?
Siz her gün insan vücudunda delikler açan bir operatör doktorun uygar olduğunu yaptığı ameliyatlardan mı anlarsınız? Yoksa size şefkatle bakmasından, güven vermesinden, sizi incitmeden uygun bir dille konuşmasından mı?
Bizi hangisi uygarlaştıracak?
Mutluluk, acı, hüzün, güven, zarafet, değer bilme, anlamaya çalışma gibi insanı insan yapan duyguların aktarıldığı san’at mı? Yoksa bilimin duygudan uzak, somut hırçınlığı mı ? Biliyoruz ki doktorların büyük çoğunluğu her ne hikmetse müzikle uğraşmaktadır. Neden? Onlara bilim adamı olmak yetmiyor mu? Çünkü san’at,, evrende insanın varoluşuyla başlar. Bilim yokken de insanlık vardı çünkü…
Tarih uygarlaşma sürecidir. Evet ama gerçek uygar kimlerdir? Hiroşima’yı ne çabuk unuttuk? Nazi bilim adamları acaba san’atçı olsalardı bilimi insan öldürmek için mi kullanırlardı? Mehmet Akif’in de dediği gibi “ Medeni denilen tek dişi kalmış canavarlar” sanatla mı bilimle mi daha çok uğraşıyorlardı? İsrailli bilim adamları Filistinlileri nasıl yok edebileceğinin hesabını yaparlarken neden bir İsrailli sanatçı şiirinde insan haklarına değiniyor? Acaba bilim mi her zaman uygarlığa hizmet ediyor yoksa san’at mı?
ASLINDA EVRENİN KENDİSİ BİR SANAT DEĞİL MİDİR? BİLİM, EVRENDE OLMAYAN BİR ŞEY Mİ BULMUŞ? SANAT EVRENDE GÖRÜLMEYENİ DE BİLİNMEYENİ DE DUYGULARIYLA KEŞFEDER.
Sanatı yanına almayan bilim ise ancak silah üretir ya da dünyanın sonunu getirir. Şimdi size bir resim göstereceğim. Ressam mutluluğun resmini yapmış. Bu insanlar pek uygar görünmüyor mu? Yani bilim onların evlerine pek uğramamış da… Ama ressama göre onlar mutlu. Yani bir sanatçının mutluluk anlayışı bu… Çünkü bana göre bu ressam çok uygar biri. İnsanı çok iyi tanıyor çünkü….
Hepinize bizi sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.


Sözlerimi Atatürk’ün veciz bir sözüyle bitirmek isterim:” Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve hastalıklı bir kimse gibidir." "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur." Bilim böyle bir milleti nasıl sağlam hale getirecek?
Hepininize saygılar sunuyorum.






Gönderen biray akçay, Çarşamba, 12 Aralık 2007 14:56 Yorumlar(13), Hepsini Oku
Atatürk Bizimle

O, Türk milletinin yetiştirdiği en büyük dehalardan biridir. Günümüz, onu daha iyi anlama ve anlatma günü...Bu günleri iyi değerlendirmek için savaş vermek gerekiyor.1938 Kasım'ından beri onu her yerde arıyoruz...Bulamıyorsak eğer bu bizim kusurlarımız yüzündendir. Geç kalmamışızdır inşallah!

Forumdan Son Mesajlar
["ÜYELERE ÖZEL"] Ynt: 'SoooHBeeeT MeeYDaaNıııı' Gönderen: ŞEBOİST 18 Temmuz 2008, 15:45:34
["ÜYELERE ÖZEL"] Ynt: 'SoooHBeeeT MeeYDaaNıııı' Gönderen: özge nur 13 Temmuz 2008, 23:06:37
["ÜYELERE ÖZEL"] Ynt: 'SoooHBeeeT MeeYDaaNıııı' Gönderen: ŞEBOİST 12 Temmuz 2008, 12:22:20
["ÜYELERE ÖZEL"] Ynt: 'SoooHBeeeT MeeYDaaNıııı' Gönderen: özge nur 11 Temmuz 2008, 16:13:17
["ÜYELERE ÖZEL"] Ynt: BURÇLAR-(TÜRK BURÇLARI DA BURDA!) Gönderen: oguzhan 07 Temmuz 2008, 10:45:14
[BİLGİSAYAR GÜVENLİK] Ynt: Youtube den videolar Gönderen: özge nur 07 Temmuz 2008, 10:29:36
[BİLGİSAYAR GÜVENLİK] Ynt: Youtube den videolar Gönderen: ŞEBOİST 06 Temmuz 2008, 21:45:44
["ÜYELERE ÖZEL"] Ynt: Kitaplar??? Gönderen: ŞEBOİST 05 Temmuz 2008, 22:55:42
Eğitbirayda Online Olanlar
 3 Online kullanıcı: 3  Ziyaretçi, 0  Bilinmeyen, 0  Üye
Portal Ziyaretçi
Forum
Resim Galerisi
Birlikte Düşünelim Ziyaretçi
İncelemeler Ziyaretçi
  Kim Nerede

Sitemizin adını vermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.www.egitbiray.com © 2006 Site Haritası

MKPortal ©2003-2006 mkportal.it